Blur Oyun İncelesi


Günün Fırsatı

Belirsizliklerle geçen bir yıllık bekleme sürecinin ardından Blur hayatımıza bir bomba gibi düştü. Sanırım Mario Kart’ı bir çoğumuz biliriz. Sıradan bir yarış oyunu olmasının dışında içerisinde oldukça eğlenceli mücadeleler barındıran, arabaların birbirine yarış alanından topladıkları “power up”larla saldırabildikleri ve kıran kırana mücadelelerin yaşandığı Nintendo harikası. İşte o oyunu gerçek hayattaki arabalarla oynadığınızı hayal edin ve Blur’la tanışın. Blur baştan sona tam bir savaş. Burada iyi bir sürücü olmanız yetmiyor, yolda topladığınız power upları da çok iyi şekilde kullanmalı, sürekli dikiz aynanızdan arkanızı kontrol ederek olası saldırılara karşı hazırlıklı olmalısınız. Bu arada yolunuza bakmayı da ihmal etmeyin çünkü üstünden geçtiğiniz zemine diğer araçlar tarafından mayınlar bırakılmış olabilir.

Blur’da yer alan power upların benzerlerini kolayca Mario Kart’ta da bulabiliriz. Örneğin Shunt red shell gibi işliyor, mayın oyunda muz görevini üstleniyor, Shock blue shell, Nitro ise tabii ki Mario Kart’taki mantara denk geliyor. Hatta oyunda yarış alanını sahte power uplar bile bırakabiliyorsunuz. Bu özelliklerle Blur elbette ki türe yeni bir soluk getirmiyor fakat geçmişte geliştirilen benzerlerinin aksine sunduğu tatmin edici oynanış, mücadeleci atmosfer ve oldukça eğlenceli yapısıyla Nintendo’nun tekeline alternatif oluşturmayı başarıyor. Aslına oldukça benzeyen bir BMW’nin ardından bir shunt yollamak ve rakibinizin havaya uçuşunu seyretmek “tarif edilmez, yaşanır” anlardan biri.

Blur’da oyuncular aynı anda 3 silahı birden taşıyabiliyorlar. Bu durum oyunda yer alan strateji ögesinin biraz daha ön plana çıkmasını sağlıyor. Örneğin gelen bir saldırıya karşı zırhınızı kullanarak ondan hasar almadan kurtuluyorsunuz ve arkanızdan gelen araçlar için yola mayınlar döşüyorsunuz, sonra da önünüzde hızla ilerleyen arabayı havaya uçurarak sıralamada ön sıralara doğru yükseliyorsunuz. Ancak bu hızlı yükselişinizde fazla hasar almamaya ve çok ağır kazalar yapmamaya çalışın yoksa arabanız resetleniyor ve sizde baya gerilere düşüyorsunuz. Yapımcılar bu durumu önlemeniz için yola Repair’larda bırakmışlar. Bunlar sayesinde arabanız çok hasar aldığında onu onarıyorsunuz. Bu yüzden her zaman yedekte bir Repair bulundurmanızı şiddetle öneririm. Çünkü oyunun yapay zekası korkunç bir mücadele gücüne sahip.

Oyunun Career modu single player kısmını oluşturuyor. Oyuna ilk başladığınızda kontrol mekanizmasına ve silahlara alışmaya çalışıyorsunuz ancak ilk andan itibaren yapay zeka boş durmuyor ve rakip araçlar size en uygunsuz anlarda ardı ardına saldırılar düzenliyor. O an gerçek Blur dünyasıyla tanışıyorsunuz ve burada yalnızca iyi bir sürücü olarak değil, her şeyin en iyisi olmanız şartıyla hayatta kalabileceğinizin farkına varıyorsunuz.

Yapay zekanın bu mücadele tutkusu 10 arabaya kadar olan küçük yarışlarda sizi pek zorlamıyor ancak 20 araçlı büyük yarışlarda tam bir kaos ortamı hakim ve oyun “Normal” zorluk seviyesinde bile sinir bozucu bir şekilde oyuncuyu zorluyor. Hatta öyle ki ardı ardına alacağınız saldırılarla kendinizi birincilikten sonunculukta bulduğunuz anlarla bile karşılaşma ihtimaliniz var. Bu yüzden az önce de bahsettiğim gibi sürekli çevrenizde gelişen olayların farkında olun ve yolunuzda mümkün olduğunca manevralarla ilerleyin.

Oyunun single player modundaki temel amacınız “light” kazanmak. Bu kazandığınız lightlar sayesinde oyunda kilitli olan yeni yarış pistlerini açabiliyorsunuz ve daha fazla light kazandıkça daha fazla ekstra içeriklere kavuşuyorsunuz. Light kazanmak için yarışları ilk üçte tamamlamalı, fan challengelarını ve fan runlarını gerçekleştirmeli, ayrıca yapacağınız teke tek yarışları kazanmalısınız.


Günün Fırsatı

Blur’da fanlar oldukça önemli bir yere sahip ve sürekli size başarmanız gereken görevler yüklüyorlar. İyi yarışlarınızla, bölümlere özel görevleri yaptıkça ya da yarışta rakiplerinize saldırdıkça fanlarınızın sayısı artıyor. Oyunda fan sayınızı arttırmanızın temel amacı ise yeni araçlar açmak. Yani fan sayınız arttıkça oyunda kullanabilmek için yeni araçlar açabiliyorsunuz.

Oyunda yarışacağınız 9 farklı bölüm var ve bu bölümleri sıra sıra açarak buralardaki yarışları tamamlıyorsunuz. Bu bölümleri açmak için az önce de değindiğimiz gibi lightlardan yararlanıyorsunuz. Her bölümü açmak için belli bir light sayısına ulaşmanız gerekiyor. Her bölümde 4 farklı yarış modu bulunuyor. Destruction modunda rakiplerinize zaman ve puan kazanmak için rakiplerinize saldırıyorsunuz, Checkpoint modunda zamana karşı yarışıyorsunuz, alışık olduğumuz Race modunda ise Blur kurallarına uygun şekilde yarışarak rakiplerimizi geride bırakmaya çalışıyoruz, One on One modunu ise o bölümün bossuyla kapıştığımız yarış olarak tanımlayabiliriz.

Bölüm bossunu yenmek için öncelikle onunla yarışmaya hak kazanmanız gerekiyor. Bunun için de yapmanız gereken sizden istenilen 5 objeyi yerine getirmek. Bunlar hiç enkaza dönüşmeden yarış tamamlama ya da bir kez Repair kullanma, 3 saldırıyı koruma kalkanı ile savuşturma, 3 şok alanından kaçınma gibi tamamen Blur tarzı görevler ve ilk başlarda kolay ancak oyunda ilerledikçe daha da zorlaşan bir yapıya sahipler.
Blur multiplayer konusunda da oldukça dikkat çekici. Özellikle 2-4 oyunculu split-screen oynanışı desteklemesi oyunu PC için vazgeçilmez bir hale getiriyor. Konsollarda görmeye alışık olduğumuz bu özelliği PC’lere de taşımak oldukça iyi bir fikir. Bunun dışında oyunda kendinize özel multiplayer yarışlar ayarlayabiliyor, yaptığınız online yarış kayıtlarınıza bakabiliyor, leaderboardsu kontrol ederek Blur dünyasındaki yerinizi görebiliyorsunuz.

Blur’un görselleri konusunda bir takım şüphelere sahip olsam da oyunu oynadıktan sonra bu şüphelerimin son derece yersiz olduğunu fark ettim. Oyundaki bölümler San Francisco, Brighton, Barcelona gibi gerçek dünyada yer alan bölgeler temel alınarak oluşturulmuş ve harika gözüküyorlar. Blur’daki arabaların gerçek hayatta da yer alması oyunun bir diğer artısı. Oyunda hızlandıkça ekranda oluşan blurlanma size hızlandığınız hissini tam olarak yaşatıyor ve power upları kullandığınızda ortaya çıkan ışık oyunları da Blur’un oyuncuya sunduğu görsel şöleni arttırıyor. Ancak oyun grafiklerde gösterdiği başarıyı ses konusunda sürdüremiyor. Araba seslerinde sorun yok, her ne kadar oyunda bulunan çoğu arabayla günlük hayatımda pek karşılaşma olanağım olmasa da, araba seslerinde bir sırıtmayla karşılaşmadım. Oyunda kullanılmak için seçilen müzikler güzel ancak asıl sorun bu listenin oldukça dar tutulmuş olması. Oyunu oynadıktan bir süre sonra sürekli aynı müziklerin çaldığının farkına varıyorsunuz. Power up kullanımlarında çıkan sesler de maalesef oluşan ihtişamı tam olarak karşılamayı başaramıyor, bana kalırsa biraz daha gür ve doygun sesler seçilmeliydi.

SON SÖZLER
Blur müthiş bir oyun değil ancak türünü de göz önünde tutarak oyunun başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Bu tür oyunlarda özellikle oyuncunun ne kadar eğlendiği önemlidir ve Blur her türden oyun severi eğlendirmeyi başaracak bir yapıya sahip. Zoru seven oyuncular için yarışlardaki üst düzey mücadeleler oldukça tatmin edici olacaktır. Şayet hızı sevmiyorsanız size Mario Kart oynamanızı öneririz. Ancak gerçek arabalarla, teknoloji harikası silahlarla sıkı bir mücadele yaşamak istiyorsanız Blur tam size göre. Güzel oyunlu günler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>