Hayallerin Gerçekçiliği


Günün Fırsatı

Her insan hayal kurarak büyür. Çocukken kurduğumuz hayaller ileride büyüdüğümüz zaman daha da ciddileşir ve çocukluk hayallerinden bahsedilir. Çoğu insanların sabip oldukları tek şey hayalleridir. Çocukken bir hayal kurarsınız ileride büyüdükçe bu hayalin olmayacağını anlar kendinize göre bir hayal kurmaya çalışırsınız. Biraz daha büyüdüğünüz zaman daha farklı hayal kurarsınız ve hayallerin birşey kazandırmayacağını anlayarak sadece hayatın akışına bırakırsınız kendinizi.

Mesela ben çocukken hangi mesleği görsem onu olmak isterdim. Bir dedektiflik filmi izler, ardından dedektif olmak isterdim. icon smile Hayallerin Gerçekçiliği Ama benim için vazgeçilmez baba mesleği vardı. Oda deniz subaylığıydı. Hayatımın boyunca subay olamasam dahi bir denizci olmayı çok istiyordum. Küçükken denizcilik hayalleri ile büyüdüm. Zaman ilerledikçe bilgisayar ile tanıştım ve programcılık ile uğraşmaya başladım. Artık benim vazgeçilmezim bilgisayar programcılığıydı. Bir çok web sitem olsun ve bu web sitelerimde editör çalıştırarak oturduğum yerden para kazanmaktı. Aslında bu hayalim imkansız birşey değil. Bu işi yapabilmek için ne okumak nede çalışmak gerekiyor. Sadece sabır gerekiyor. Neyse daha sonrasında denizcilik hayallerime geri döndüm ve buseferki hayalim bir kaptan olup gemimin başında durup boş zamanlarımda programcılık ile uğraşmaktı. Anlayacağınız gibi çift meslek yapmaktı.
18 yaşıma girdikten sonra hayallerin bana birşey kazandırmayacağını anladım. Yani hayatta herşeyin boş olduğunu ve ülkemizde hayallerin birşey kazandırmadığını anladım.
Neden derseniz bizim ülkemizde her isteyen istediği işi yapamıyor.
Sizinde Can Dündar’ın bir zamanlar okuyupta beğendiğim bir yazısını paylaşmak istiyorum.

Henuz 18 ini yeni bitirmiştin, enerji ve umutla dolu hayata başlamaya hazırdın… Ne oldu?

İstemediğin bir okula girdin. İnsanları mutlu etmek, saygı kazanmak, sevilmek için… Sevmediğin bir bölümde senelerini harcadın… Ayaklarını sürüye sürüye gittin derslere… Çalışmak istemedin ama genede zorladın kendini… Güç bela bitirdin sonunda… Ne ailen, ne de arkadaşların görmedi yaptığın fedakarlığı…

Alkışlamadılar seni, omuzlarının üzerine çıkarmadılar, madalya takmadılar… Enerjin çoktan tükenmeye başladı bile… Kimse bilmez nasıl kendini feda ettiğini… Ruhunu teslim ettiğini… Gençliğini tükettiğini…

Şimdi iş bulman gerek…Para kazanman, araba alman, ev alman gerek…. İstemediğin bir işe girdin… Böyle olması gerekiyor diye… Sırf çevrendekiler bekliyor diye… İnsanları mutlu etmek, saygı kazanmak, sevilmek için… Sabahın köründe gidiyorsun işe…Sevmediğin insanlar ile gününü harcıyorsun… Heyecan duymadığın işlerle zamanını geçiriyorsun… Yarının gelmesinden nefret ediyorsun…

Sevildiğini hissettin mi peki? Ya saygı? Bitti mi insanların istekleri? Özgür müsün artık? Hayır hala özgür değilsin…Şimdi evlenmen gerek… Öyle ya yaşın geçiyor, evde mi kaldın ne? Arıyorsun etrafında uygun birisini, artık evlenmeliyim diyorsun…Acaba gerçekten istiyor musun? Sana uygun birisini buldun işte, boyu boyuna, mesleği mesleğine, parası parana göre…Peki ya kalbin?

Düğününden bir gece önce sessizce itiraf ettin kendine, ya doğru kişi değilse? Belli ki hazır değildin bu evliliğe… Evlenmek için evlendin… İnsanları mutlu etmek, saygı kazanmak, sevilmek için…Mutlu oldun mu peki? Kalbin heyecanla doldu mu? Akşam eve koşarak döndün mü? Sevildiğini hissettin mi? Seviştin mi tüm varlığınla?

Daha evleneli bir sene dolmadı, insanlar çocuk demeye başladılar… İstedin mi gerçekten bir çocuk sahibi olmayı? Hazır mısın bir canlıyı yetiştirmeye? Söyle bana ne verebilirsin bu küçük insana? Hayatı kendi gözlerinle hiç yaşadın mı? Ne istediğini biliyor musun? Ya istemediğini? Hiç risk aldın mı? Sen hiç kendin için bir şey yaptın mı? Çocuğun bir gün sorarsa Özgürlük Nedir? Ne cevap vereceksin? Sen hiç özgürlüğü yaşadın mı?

Evliliğinde problemler yaşıyorsun… Sevmediğin bir insanla cehennemi paylaşıyorsun… Boşanmak fikri kafana gelip gelip gidiyor… cesaret edemiyorsun… İnsanlar ne der diyorsun… Gene kendi duygularının üzerine bir duvar örüp başka insanlar için evliliğinde kalıyorsun…

Fedakarlığını gören biri var mı? Yaşadığın ızdırabı senin gibi yaşayan? Korkuların seni hapsetmiş, her geçen gün etrafına bir duvar daha örüyorsun. Sevilmeme korkusu, yalnız kalma korkusu, başarısız olma korkusu, saygınlığını yitirme korkusu ve daha neler neler… Hayatında hiç korkmadığın bir gün oldu mu? Cesaretle atıldın mı hiç, ya bilmediğin bir dünyaya girdin mi? Sevilmemeyi göze aldın mı hiç? Gülünç duruma düştün mü? Ağladın mı doyasıya, insanlara aldırmadan? Acı çektin mi hiç, hani öleceğini düşünecek kadar…Ve iyileşmeyi başarabildin mi hiç?

Yaş erdi kemale diyorsun, bu saatten sonra benden ne köy olur ne kılavuz. Umutların tükenmiş, hayallerin yıkılmış… Koca bir ömür başka insanların kontrolü altında geçip gitmiş. Alışmışsın artık bu düzene, artık istesemde çıkamam diyorsun… Ve gene kendin için bir şeyler yapmaktan vazgeçiyorsun…

Ne olurdu istediğin okula gitseydin… Kim ne derse desin, ressam olsaydın… Müzisyen, Arkeolog, Sanatçı, Sporcu olsaydın… Hayattaki büyük adımları ancak hazır olduğunda sen istediğin için atsaydın… Ne olurdu biraz risk alsaydın? Biraz kendine güvenseydin? Biraz kendine inansaydın? Ne olurdu seni çepeçevre saran zincileri kırıp, önünde ki duvarları aşıp, kendin olabilmeyi başarsaydın? Kim ne diyebilirdi sana? Gene kimse madalya takmazdı, gene kimse alkışlamazdı, gene kimse seni omuzlarının üzerine çıkarmazdı…

Ama sen kendine saygı duyardın!


Günün Fırsatı

Haydi şu anda şu dakika bir daha bak hayatına… Bu sefer kendin için bir şeyler yap…Bırak insanlar sevmesin seni, bırak senin mutsuzluğundan mutlu olmayıversinler, bırak takdir etmesinler, onaylamasınlar, bırak dedikodunu yapsınlar, itiraz etsinler… Hayatında bir kere olsun bu riski al!

İstediğin mesleği yap… Zevk al ürettiğin işten… Uçarak git işine… Keyif al birlikte çalıştığın insanlardan… Yaşamını kendin SEÇ ve MUTLU OL seçtiğin bu yaşamdan…

İstediğin insan ile istediğin zamanda evlen… İster 20 inde ol, ister 50 inde… Senden başka kim bilir doğru insanın kim olduğunu ve doğru zamanın ne zaman olduğunu? Dinleme başkalarını… Evlenmek için hiç bir zaman geç sayılmaz… Ve hatta istiyorsan asla evlenme… Bu yaşam senin, ve ızdırabını da, mutluluğunu da yaşayan tek sensin…

İstediğin zaman çocuk yap… Kendini hazır hissettiğinde, yaşama bir canlı getirmek istediğinde ve o çocuğa verecek bir şeylerin olduğunda… Ve hatta istemezsen hiç çocuk yapma…

İstiyorsan başka bir şehre taşın, başka bir ülkeye, başka bir kıtaya… Mecbur değilsin bu şehire tıkılıp kalmaya…

İstiyorsan yeniden okula başla, yeni bir meslek, yeni bir hayat, yeni ben diyerek kendin için yaşa…

Şimdi soruyorum sana… Ne zaman kendin için bir şeyler yapacaksın?

Can DÜNDAR’ın bu yazısını ilk okuduğum zaman aslında duygulanmıştım. Sonra bu yazı hakkında birazda olsa düşünmeye başlamıştım. İnternet üzerinde bir konu açarak Can DÜNDAR’ın bu yazısını tartışmaya başlamıştım.
Bu yazıda size anlatmak istediği tek şey; “ne olursa olsun kendi istediğiniz şeyi yapın”. Peki bizim ülkemizde, yaşadığımız şartlara göre bunları yapmak mümkün mü? -Bence değil. Mesela meslek seçimi? Her isteyen insan istediği mesleği yapabiliyor mu? Her isteyen istediği hayatı yaşayabiliyor mu? Tabiki yaşayamıyor, istediği mesleği yapamıyor ve her isteyen mutlu olamıyor.
Kimi şanslı insanlar vardır dünyaya zengin olarak gelir. Bu çocuğun ileride dahi olsa kaybedecek birşeyi var mı? Bence yok. İstediği hemen hemen herşeye sahip. Bu söyleyişimden para herşeyin kapısı gibiymiş göstersemde aslında değil. Bir insan zengin olduğu zaman etrafında milyonlarca insan olur. Peki bu insanlar gerçek arkadaş, gerçek dost, gerçek sevgili mi? Tabiki hayır. Birgün gelir tüm servetini, tüm herşeyini kaybeder ve etrafına bakarsın kim kalmış? Bunları ilk başta düşünmek istemezsin bir gün gelir bunları kaldıramayıp hayattan vazgeçersin.

Hayal kurmak güzeldir fakat çoğu hayal sadece kurmakla kalır. Gerçek olmaz! Bu yazımda sizlere anlatmak istediğim aslında; “hayal kurun fakat aşırıya kaçmayın!”dır.

Sonuçta hayat bu. Her isteyen istediği işi yapacak diye bir kaide yok. Bir zamanlar lisede okurken istemediğim bir bölüme düşmüştüm. Bu bölümü değiştirebilmek için elimden geleni yapıyordum. Müdür ile konuşmuştum ama elimden birşey gelmemişti. Daha sonrasında hiç sevmediğim bir hocam gelip bana sordu; “Berk sen ileride ne olmayı istiyorsun?” diye. Bende ileride denizci olmak istediğimi söyledim. Sonra bana gülümseyip “Berk biliyormusun bende küçükken atom mühendisi olmayı çok isterdim ama sonra hayallerin bana birşey kazandırmayacağını anlayıp, hayatımı kurtarmak adına karşıma çıkan ilk fırsatta tekstil öğretmenliğine yerleşmiştim” dedi. O zamanlar çok hırslıydım. Bildiğimi okurdum hep. Hocam bunu söyledikten sonra içimden “sen başaramadın ama ben başarıcam” demiştim.
Şimdi düşünüyorumda keşke hayatımda yaptığım hatalara geri dönüp, yapabileceğim hayaller kursaydım diyorum.

Yukarıda hep hayalleri mesleki açıdan değerlendirdim. Hayaller benim için sadece mesleki açıdan kötüdür. Ya aşk?
Birgün gelir bir kız veya bir erkek görürsünüz. Ona bir an içinde tutulursunuz. Sonra gider yatağınıza başınızı koyup gözlerinizi kapattığınız an içerisinde onu görürsünüz. Çok uykunuz dahi olsa onu düşünmekten, onunla ileride birlikte olmaya dair hayaller kurmanız ile uykunuz kaçar. Yatakta döner durursunuz. Sonra aklınıza bir düşünce kapılır ve “O kız, o erkek benimle olmaz. O çok mükemmel, çok farklı birisi.” gibi düşünürsünüz.
Aslında farklı veya özel olan kimse yoktur. O sizin kafanızda üretmiş olduğunuz bir düşüncedir. Ezelden beri söylenen sözde olduğu gibi her insanoğlu eşittir ve eşit kalacaktır.

İnternette iş yaptığım bir sitede bir yazı okumuştum. Konu başlığı; “Hayallerinizi Satın Alıyoruz” idi.
Bu konunun başlığını okuduğum zaman kendimi biraz umutsuz hissetmiştim ve sonra aklıma bir söz gelmilşti. O söz ise;

İnsanların hayallerini satın almayın, belki sahip oldukları tek şey odur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>